Kayıtlar

KIBRISCIK MANİLERİ

 MANİLERİMİZ  Aşağıdaki maniler ilk kitap olarak Kıbrıscık Kaymakamlığı ve Belediye Başkanlığı tarafından hazırlanan ve bastırılan KIBRISCIK adlı kitaptan alınmıştır. Halk edebiyatımızın ve kültürümüzün değişmezi olan 7'li hece ve a a x a uyak kuralına uygun olarak tarafından gözden geçirilip, aktaranların sözlerine sadık kalınarak aşağıdaki şekilde düzenlenmiştir. Nazmi Belen Davar saldım yolaktan Kurban kestim oğlaktan Şu Belen'in kızları Mendil sallar konaktan Şu dağı delmez misin Halimi bilmez misin Uzaktan sevmek olmaz Yanıma gelmez misin Gidiyorum yoluma Bir kuş kondu dalıma Ben kuşunan eğlenmem Yârim gelsin yanıma Tarlanın tezeklisi Mendilin ipeklisi Pek hoşuma gidiyor Oğlanın pürçeklisi Ak deve tuzdan gelir Yükü Gırbızdan gelir Bir yiğit hastalanmış İlâcı gızdan gelir. İnceciktir belleri Kınalanmış elleri Seke seke oynarlar Kıbrıscık güzelleri Dağlarda gazel oldum Okudum yazar oldum Ben yârdan ayrılalı Gurudum gazel oldum Arabam taşa geldi Aşıklı...

VE CİN KÖPRÜ

 GÖZLERİME KÜSTÜM  HAYADLIK YAŞAMLAR VE CİN KÖPRÜ Akarın sağından konuşa konuşa köprüye ilerlerken Zeliha, yolun bir o yanına bir bu yanına geçiyor; ileriye bakıyordu. Mediha’nın dikkatini çekti: — Zele, ne oldu, nereye bakıyon? — Hala, Cin Köprü’yü görmeye çalışıyorum. — O buralardan görünmez, çok aşağıda kalır. — Sen Cin Köprü’yü gördün mü, üstünden hiç geçtin mi, hala? — Ben geçmedim de… Çok uzaktan gördüm. Mediha böyle deyince merakını gidermek isteyen Zeliha, Muzaffer’e döndü: — Emmi, sen Cin Köprü’den geçtin mi? Çok mu yüksek? — Yüksek kızım. — Ne kadar yüksek? Muzaffer biraz düşündü: — On insan boyu vardır, belki de daha fazla. Zeliha şaşkınlığının heyecanıyla: — Aboovvv! Geçtin mi peki emmi, Cin Köprü’den? Mediha da yüksekliğe şaşırmıştı. Muzaffer başını salladı: — Geçmedim amma, çok yakınına vardım. — Korkunç diyorlar, öyle mi emmi? Korkunç mu? — Korkulacak kadar var kızım… Karşılıklı iki yamaçtaki dimdik kayalıkların üzerine, iki kalın ağacın arasına tahtalar yan yan...

CUMA DERESİ

GÖZLERİME KÜSTÜM HAYADLIK YAŞAMLAR Cuma Deresi Dere suyunun şırıltısını, samyeli gibi insanın yüzünü okşayarak esen rüzgârın yapraklarda çıkardığı hışırtıyı, kuşların cıvıltısını dinleyerek Cuma Deresi’ne iniyorlardı. Güneş önlerine gelmiş, yüzlerine vuruyordu. Zeliha, dere suyunun öbür tarafında gördüğü kulübeyi göstererek: — Hala, şu karşıda derenin kenarında bir ev var; köylerden uzakta kim oturuyor orada? — Ora ev değil, Zele; dermen. Dermenci oturur orada, dedi Mediha. — Ya! Ekinleri çuvallara koyup un yapmak için oraya mı götürüyorlardı dedemgil? — Evet, Zele. — Sen hiç gittin mi? — Gittim tabii, hem de çok gittim. — Peki, ekinler orada nasıl un oluyor? — İki tane kocaman yuvarlak taşı birbirinin üstüne koymuşlar. Üstteki döndükçe, ortasındaki delikten giren ekinler un oluyor. — Ya! Taşlar, anamın bulgur çektiği taş dermenden kocaman mı? — Tabii kocaman; yoksa ekinler un olmaz ki. — Ne kadar kocamanlar? Mediha eliyle yanına çağırdı: — Gel yanıma da gösterelim. Zeliha değirmenden ...

HAYADLIK YAŞAMLAR – Bazlama ile Gözleme Kardeşliği

 HAYADLIK YAŞAMLAR – 4 Bazlama ile Gözleme Kardeşliği Merak, korku ve endişeli bekleyişle geçen günün ardından hanımlar yine gün doğmadan uyanmışlardı. Yanlarına koydukları çuvallardan yaslaç ile un alıp eleğe koyuyorlar. Yaslacı çuvalın içinde bırakıp iki ellerinin arasına aldıkları eleklerle un eliyorlardı. Elekler ellerinin arasında sağlı sollu gelirken “tıp tıp” ses çıkarıyor, unlar da alta akıyordu. Biri ağaç tekneye, diğeri plastik leğene un eliyordu. Hava Kadın, eleğin üstünde kalan çöpelleri ağaç kasnağa boşalttı. İşini bitirince eleği, üstüne bıraktığı pembe leğeni kenara çekti. Ötevlerin Hava’nın yanına gidip onun elinden eleği aldı:  — Ben devam edeyim, sen Muzaffer’i uyandır. Ezan vakti gelmiştir, dedi. Ötevlerin Hava kalkıp bir kenarda üzerini çırptı. Yattıkları odaya yönelip içeri girdi. Az sonra Muzaffer çıktı, arka ayazlığa gidip geldi. Çok geçmeden de üstünü başını giydi, dışarı çıktı. O giderken Hava Kadın, kocasını uyandırıp eleme işine devam etti. Hassün, a...

KASABADA HAYAD 1 - 6

KASABADA HAYAD “Bunlar benim memleket resimlerim, Şunlar mani, türkü ve öykülerim, Bak, sana ben neler göstereceğim, Kıbrıscık’tır yâr benim memleketim. Koçyiğit Köroğlu ile şahlanır, Havası sert, insanı mert anılır, Köyleri yirmi ikidir, sayılır. Kıbrıscık’tır yâr benim memleketim. Garadoğan merkez, pazar kurulur. İnsanlarım candan yürekli olur. Dingin deryasında huzur bulunur. Kıbrıscık’tır yâr benim memleketim. Yazıca’sı köyüm, baba ocağım, Deveci’si sıcak ana kucağım, Ata toprağımdır, anlatacağım, Kıbrıscık’tır yâr benim memleketim. İki katlı ahşap olur evlerim, Soğuk serin su akar çeşmelerim, Yollarına kırma taşlar döşerim. Kıbrıscık’tır yâr benim memleketim.” — N.B. Yazıca köyünde, iki katlı ahşap Hayadlı Ev’imiz, benim varlığım ve yaramazlıklarımla çınlarken, soğuk ve karlı bir günde büyük bir acıyla sarsılmıştı.  Tombakların Ziya Emmi’nin saman yüklü arabasıyla Gaza’ya giderlerken, arabayı kullanan acemi şoför Cavit, koca kamyonla yokuşu dönüp düze çık...